Hoca'nın uzaktan bir akrabası, bir gün Hoca'ya hediye olarak bir tavşan getirmiş. Hoca adama hürmet etmiş, tavşandan güzel bir çorba yapıp birlikte yemişler.
Bir hafta sonra adamın bir arkadaşı gelmiş:
— "Hocam, ben sana tavşan getiren adamın arkadaşıyım," demiş. Hoca onu da içeri buyur etmiş, önüne bir kase çorba koymuş.
Ertesi hafta başka biri gelmiş:
— "Hocam, ben sana tavşan getiren adamın arkadaşının komşusuyum," demiş.Hoca adamı masaya oturtmuş ve önüne içi duru su dolu bir kase koymuş. Adam şaşkınlıkla suya bakıp:— "Hocam, bu nedir? İçinde ne et var ne tat!" demiş.
Hoca gülümseyerek cevabı yapıştırmış:
— "Eee evladım, bu da tavşanın suyunun suyunun suyudur!"
Bir hafta sonra adamın bir arkadaşı gelmiş:
— "Hocam, ben sana tavşan getiren adamın arkadaşıyım," demiş. Hoca onu da içeri buyur etmiş, önüne bir kase çorba koymuş.
Ertesi hafta başka biri gelmiş:
— "Hocam, ben sana tavşan getiren adamın arkadaşının komşusuyum," demiş.Hoca adamı masaya oturtmuş ve önüne içi duru su dolu bir kase koymuş. Adam şaşkınlıkla suya bakıp:— "Hocam, bu nedir? İçinde ne et var ne tat!" demiş.
Hoca gülümseyerek cevabı yapıştırmış:
— "Eee evladım, bu da tavşanın suyunun suyunun suyudur!"