Rekor Konusu ( Aklına İlk Geleni Yaz )

İnsan hep okunmuş sayfalarda dolaştığında, boş sarı yapraklarda iç dökmek ister
 
Çok saçmaladım, bağışla. İnsanın kalbi darmadağın olunca, kafası da karışıyor.
Mümkünse, söylediklerimi unuturken beni aklından çıkarma..
 
İçimde müthiş bir derecede sessizlik kol gezmeye başladı.

Sanırım bütün insanları içine hapsedecek.

Yanımda hiç kimsenin olmasını istemiyorum,hiç bir varlığın nefesini hissetmek hatta mutluluğunu dahi paylaşmak istemiyorum.

Ruhumun,bedenimin artık hasta olmaya başladığını görebiliyor ve sanırım artık sessizlikle sevişmem gerektiğini anlıyorum.

Bazı insanlara çok geç kalıyorum bazılarına ise çok erken.

Bazen nefes aldığımı sanıyorum bazen kirli ellerle boğazımın sıkıldığını.

"Güzel şeyler olacak" diyemiyorum kendime önceden yaşamadığım bir durumu tekrar yaşayabilir miyim bilmiyorum.

Sadece kaybolmak istiyorum koskoca şehirlerde kaybolmak.
 
-Asla mutlu olamayacaksın.

Mutlu olduğunu sandığı günlerin,dakikaların olabilir onlara inanma.Çünkü zaten olmayan bir şeye inanamazsın çocuk.

Kaybetmeyi en başından beri biliyordun öğrenmeye devam ediyorsun.

Karanlığına alış çocuk.

Onunla savaşmayı bırak,kazanamayacağını biliyorsun.

Aydınlığı öpeceğini unut.

Yaşadığın her umudu arka bahçedeki solmuş çiçeklerin yanına gömebilirsin.Umutsuzda yaşanır çocuk!

İnsanlar umutsuz da yaşayabilir.

Tanı.

Sen karanlıksın.

Karanlıktan bir şey beklenmez çocuk.

Onu kimse önemsemez.

-
 
İnsanların masumiyetleri nerede Laurie?

Yoksa ben çok mu sahici gözlerle bakıyorum dünyanın karanlık düzenine.Her susuştan sonra sonu gelmeyecek cümlelerin kurulacağına inanıyorum sanki.

Sanki her insan mutlu uyanacak hissi doğuyor içime.

Ben bu umutlarla yaşamaya alışırken her yer siyah oluyor Laurie.Birden her yer gece oluyor,soluyor içimde doğan her umut.

İnsanlar anlamıyor Laurie insanlar hiç anlamıyor.
 
O kadar yoktun ki pencere kenarında umutları yeşeren kadınların gülüşleri soldu.

Sen öylesine yoktun ki varlığımdan utandım.”
 
... hayat poker gibidir ; bazen eli daha iyi olan değil daha iyi blöf yapan kazanır...
 
Dost , henüz saldırmamış düşman demektir.
 
insanların çoğu yalnızca güç yetiremediği bceremediği v elde edemediği şeylere değer verir.
 
”bazen kötüler nadiren de iyiler kazanır . çoğunlukla herkes kaybeder.”
 
en sofistike gönül macerası bile klişelerle doludur. kaldı ki platonik aşk, bayat bir numaradan ibarettir
 
-‘hayat’ dedi ‘anladıklarımızdan ibaret değil.’ -‘onu değerli kılan da bu.’ dedim.
 
Aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir.
 
”Hatırlananlar, yaşananlarla örtüşmez; anlatılanlar da hatırlananlarla.”
 
eskiden çok fazla ‘eskiden’ demezdim gerçekten…

bu kadar çok çoğaldı mı eskiler?

…yenileyemeden bir çok şeyi,

yenilenemeden büsbütün

eskitiyorum günleri…

çok fazla üç noktalıyorum. çok fazla yapmazdım bunu da,

'eskiden'


sürekli bir mucize bekleyişi içindeyim… kabullenemediğim bir hayatım var (şükürden muaf bir cümle) ama hep bir yerinden bağlanacakmış hissi var hayallerimle…

işte bilmiyorum nedenini sonradan başladı bu düşünce.. ben çok fazla düşünmezdim ‘eskiden’
 
ben bir süredir mutluydum … evet evet mutlu olmam gerekirdi bir süredir bu oyunu güzel oynuyordum..

ama olmadı işte.olmuyor işte hep içimde şiir lekesi her iç çekişte…

demekki değilim mutlu,demekki yapamıyorum. besbelli beceremiyorum.olmuyor çabuk yoruluyorum… yada ne bileyim işte çok hazır lokmacıyım zora gelemiyorum…

ama değiştirmezki hiç bişeyi benim nasıl birisi olduğum nedenide önemli değil mutsuzluğun mesela…

belki karpuz seçmeyi bilmiyorum diyedir… üzerine düşünmedim ama düşünsem biraz

eminim her karpuzda keleğini seçmek mantıklı bir mutsuzluk sebebidir…

'eskiden' çokda önemli değildi 'neden' … biz sonuç cu insanlardık nasılı niçinine değil elde ettiklerimizle barışık yaşardık… ama dünya artık o dünya değil işte… artık hep şiir lekesi var her iç çekişte…


sonrasını bende bilmiyorum…genelde zaten sonlara gelince hep bocalıyorum… istediğim gibi bitirebilseydim her başladığım şeyi şiir yerine roman yazardım belkide… ama sadece kafiye var elde…


artık dünya dediğin; hep sonbahar mutsuzluğuyla beslenen bir gezegen ve bir yıl 4 mevsimdi ‘eskiden’

 
Kalana yerimiz mevcuttur ama gitmek isteyene akbilini ben basarım böylede centilmenim. :haha
 
Akbil mi var la Konya'da:-P
 
Eğer Ağlayamıyorsan, güçlüymüşsün gibi davranacaksın
 
Geri
Üst